2 Kasım 2011 Çarşamba

MUTLULUK VE HUZUR

Mutluluk ve Huzur...Birbirine yakın ama birbirinden farklı kavramlar. Mutlu olduğunuz zaman bunun bir sebebi olur genelde, ama huzur kendiliğinden olan birşeydir.
Asıl merak edilen bunların nasıl elde edileceği, yani diğer bir tabirle formüllerinin olup olmadığı.

Bence var, yani en azından benim kendime göre formüllerim var.
  • Şükretmeyi bilmelisiniz. Elinizde ya da hayatınızda olmayan şeylerin hayallerini kurmadan önce, elinizde olanın kıymetini bileceksiniz. Bu her anlamda geçerli; aileniz, dostlarınız, sevgiliniz, ve hatta maddi durumunuz.
  • İnanmalısınız. İnançlı olan insanlar her zaman daha huzurlular. Bu genelde dinle alakalandırılır ama alakası yok. İyi şeylerin olacağına inanın, kötü kişilerin karma yoluyla cezalandırılacağına...buna benzer şeylere de inanabilirsiniz. İnanmak sizi daha huzurlu biri haline getirir.
Tamam tamam, hobi edinmelisiniz, dil öğrenmelisiniz, yeni arkadaşlar edinmelisiniz, çikolata yemelisiniz...gibi standartları atlıyoruz. Vazgeçtim.

Geçenlerde bir arkadaşım benle dertleşmek istedi ve derdi aslında çok basitti. İstanbul gibi büyük bir şehirde nasıl huzurlu ve mutlu olabilirdi. Gününün 2-3 saati yollarda geçiyordu, kimse ona vakit ayıramıyordu falan filan...Bende kendimde ona yardımcı olmaya çalıştım.
  • Biriyle görüşmek istiyorsan, ona sakın bir ara kahve içelim deme. Birşeyler yapalım da deme. Şu gün müsait misin diye sorduğunda o zaten sana nedenini soracaktır. Cazip bir teklifle gitmelisin, yani spesifik bir programla. Büyük şehirlerde insanlar sadece 1 kahve içmek için çok nadir buluşurlar, haklılar çünkü insanların vakti yok. Tiyatroya gidelim de, şurda şu saatte şu filme gidelim de, bize gel şu filmi izleyelim falan de. En olmadı içmeye çağır :)
  • Yapmak istediğin birşey varsa, bunun için birilerinin sana eşlik etmesini bekleme. Sevdiğin bir film mi vizyona girdi, hemen git izle. Bir yerlere mi gitmek istiyorsun, kimse senle gelmek istemezse tek başına git. Yeter ki yanında sevdiğin müziklerle dolu bir ipod'un ve iç huzurun olsun.
  • Birşeyler yapmak için canının sıkılmasını bekleme. Arkadaşlarının tavsiye ettiği bir sürü film, kitap, vs vardır. Aç birini izle. (Biz bu konuda şanslı bir nesiliz. İnternetimiz var ve izlemek istediğimiz filmi anında izleyebiliyoruz.) Okumak istediğin bir kitap mı var, git al onu ve hemen okumaya başla. Kısaca bekleme.
  • Bir sorunun var ve sen bunu bir arkadaşınla paylaşmak istiyorsun! Çok basit. Görüşmeyi bekleme. Telefon aç, sms at, facebookdan msj at, uzun uzun email yaz. İlle de birlikte kahve içelim dersen de, telefonda randevulaş. (Biz Deniz'le çok yaparız onu.)
  • (Bu Tubik'in fikri) Bir acil durum rotan olsun. Bebek'ten Beşiktaş'a yürümek, ya da Starbucksda kahve içip, kitap okumak gibi. Çok sıkıldığında acil rotan aklına gelsin, hemen uygula. (Ben henüz bir adet edinemedim ama benim acil rotam spor salonu herhalde)
  • Kitap oku. Ama bu öyle klasik bir kitap oku tavsiyesi değil. Zamanla ilgili sorunun varsa, zamanla ilgili kitaplar oku. Motivasyonunu mu kaybettin, hemen bir motivasyon kitabı. Kedi mi almak istiyorsun, hemen bir kedi bakma kitabı...aklına ne gelirse.
  • Trafikte kaybedilen zamanla ilgili yapabileceğin birkaç şey var: Telefonunda internetin olsun, maillerine bak, facebook twitter'ını falan kurcala. Okuyabiliyorsan kitap oku, ama benim tavsiyem Uykusuz oku, taşıması ve okuması daha kolay. Müzik muhakkak olsun yanında. To Do listelerini yollarda yap. Kendi kendine oyunlar icat et. (Benim oyunum plakadan hikayeler yazmak)
Ahhh en en önemlisini unuttum.

  • Sana değer vermeyen insanları hayatında tutma. Sadece sana değer vermemesi de gerekmiyor. Seninle aynı duyguları yaşamayacak insanları, karakterini sevmediğin insanları, görüşlerinden hoşlanmadıklarını hayatında tutma. Yanına bile yaklaştırma.

7 Eylül 2011 Çarşamba

DİYET KONUŞMADIK HİÇ,ACABA NEDEN?

Ben 6-8 aylıkken, yani o arada doktor tarafından diyete başlatılan bir bebekmişim. Sonra bir müddet zayıflığımı korumuşum. 15 yaşından sonra da, zayıf olduğum tek bir dönem olmadı.
Akapunktur yaptırdım, annemden gizli zayıflama hapları kullandım (bir elin parmağını geçmez ama yaptım), diyetisyene kaç kere gittim bilmiyorum...yani ömrüm isveç,norveç,danimarka diyetleriyle geçti diyebilirim.
Sonra inanılmaz birşey oldu hayatımda, sporla tanıştım. Önce üniversitemizin yeni açılan salonunda, sonra da çeşitli spor salonlarında...İşte o zaman nerde hata yaptığımı anladım.

Tam forma girmiştim, yavaş yavaş zayıflıyordum ki Şanlıurfa'ya taşındım. 13 ayda 13 kg aldım! Nasıl diye soranlara 3 cevabım oldu: 1.Sporu bıraktım, 2.Yediklerime zerre kadar dikkat etmedim, 3.Araba aldım. Asıl sorun sporu bırakmakmış onu anlamış oldum. Mesele kilo almak değildi de, kilo almam hiç durmuyordu; hergün daha yüksek bir rakam görüyordum ve sağlığımın bozulduğunu hissetmeye başlamıştım.

İstanbula geri geldiğim günün ertesi günü, hemen spor salonuna gittim ve aynı gün spora geri başladım. Önceliğim aldığım kiloları vermekti, ki bunu yapabileceğimi biliyordum. Stres altında birkaç ayda vermektense, rahat bir şekilde süreyi uzatmayı tercih ettim. 7 ay bitti ve ben tartıda 11 kg daha hafifim! Ne güçten düştüm ne de sağlığım bozuldu. Asıl önemlisi diyet yapmadım, ki bu benim psikolojik olarak çok etkiledi. Peki nasıl oldu?
  • Hayatımı spor üzerine planladım, önceliğim hep spor oldu. Gidemediğim günlerde de olabildiğince yürüdüm, olabildiğince ayakta kaldım. Ya da diğer günlerde telafi etmeye çalıştım.
  • Dünya tatlısı bir spor hocam var, ondan yardım isteme konusunda hiç çekinmedim; hatta abartmış bile olabilirim.
  • Spora başlayınca ister istemez yediklerime de dikkat etmeye başladım. Kalori hesabı yapmak normal gelmeye başladı.
  • Asla şu yasak, bu yasak demedim. Canım dondurma isterse genelde 1 top yedim, dayanamayıp 2 top yediğim bile oldu. Ama özellikle o günlerde spora gidip, muhakkak telafi ettim.
  • Bir ara spinning/cycling yaptım, ondan sıkılıp oryantal yapmaya başladım. Sıkıldıkça farklı şeyler denedim, canım spor yapmak istemediğinde de muhakkak kendimi derslere girmeye zorladım. (Spor da ders çalışmak gibi, önce canın istemiyor ama yaptıklarını görünce vazgeçemiyorsun) Şimdilerde de koşuyorum.
  • Spor hocalarımdan motivasyon istedim, bazen de "Bugün canım spor yapmak istemiyor,napiim?" diye etraflarında dolaştım. Düzgün spor yapan insanlardan yardım istedim.
Şimdi diyet yapmamaya devam ediyorum; çikolata yemek istersem önce meyve yiyorum, kesmezse çok az bitter çikolata ile idare ediyorum. Kahve içeceksem, "Yağsız sütle lütfen" demeyi unutmuyorum. Kola yerine ayran içiyorum. Fast food'u yasaklamadım ama yemiyorum :) Akşamları çok hafif yemeğe özen gösteriyorum, çoğu zaman salatayla idare etmeye çalışıyorum. Beyaz ekmek ve ürünlerinden uzak duruyorum. Olabildiğince evde yemek yiyorum, evde yemiyorsam da sağlıklı olmasına dikkat ediyorum. Tatlı ihtiyacımı muzla karşılıyorum, onu da geç saatlerde yememeye çalışıyorum. İçki içmemeye çalışıyorum, sigara zaten kullanmıyorum.
Bu süre içerisinde 2-3 kere Burger'da çocuk menü yedim; 1 kere de kırıntıda hayatımın en büyük hamburgerini yedim. Çok kere balık lokantalarında kalamar, midye dolma...yemişliğim var, çünkü onlara dayanamıyorum. Baklava, kadayıf gibi tatlılardan hiç yememiş olabilirim, sütlü tatlılarla zaten aram yok :) Sadece dondurma...Ondan da vazgeçmeye zaten niyetim yok.

Bir de şöyle arkadaşlarımla haftasonu sucuklu yumurtalı bir kahvaltı yapamayacaksam,
Sevdiğim tatlardan vazgeçeceksem,
Arkadaşlarımla iki kadeh tokuşturamayacaksam...ne önemi var ki!

Şunu bilmek lazım:
Sadece bir hayat yaşayacağız ve yemek içmek de bu hayatın zevklerinden güzelliklerinden biri. Bu güzelliklerden vazgeçmeden, güzelleşebilmek ve güzel kalmak belki de önemli olan ;)

4 Eylül 2011 Pazar

HADİ BİRAZ KAFAMIZI BOŞALTALIM

Hani siz üzülüp, sinirleniyorsunuz ya; ya da stres yapıp saçınızı başınızı yoluyorsunuz ya...Hiç gerek yok! desem!

Hayat boyunca edindiğim bir felsefe var: Değiştiremeyeceğin birşey olduğunda, olumlu taraflarına bak ve yoluna devam et! Doğrudur, yanlıştır, bazen doğrudur...
İyi de sağlığının bozulmasından iyi midir!

Rahatlığımla bilinirim ben, olaylar karşısındaki soğuk kanlılığım çoğu insanı hayrete düşürür. Panik anında, yanımdakilerin bağırmasından nefret ederim, susun ki bir düşünelim derim. Acil olan bir iş varsa, süre yetersizse, olduğu kadarı kadar der, elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışırım.

Maddi olaylarla ilgili sinirlendiğim, üzüldüğüm nadirdir. Arabayı çarpınca uykum kaçmaz, çünkü o araba kullanılmak için alınmıştır ve kullanılacaktır. E doğal olarak da kullanıldıkça eskiyecektir! En kötü satılacağı zaman biraz daha düşük fiyata satılır, e arada fark benim stres olmama payım olsun derim.

Bir şeyim kaybolduğunda, saçımı başımı yolup aramam; elbet ortaya çıkar derim. Acil lazımsa da düşünürüm, taşınırım nereye koymuşumdur acaba diye. Bulursam ne ala, bulamazsam da gider yenisini alırım. Genelde de almama gerek kalmadan, bulunur.

Biri bana bağırdığında, sessizliğimi korurum. Karşımdaki elbet sakinleşecektir derim, genelde de sakinleşir. Sinirli insana gülerim, elimde değil. Karşımdaki buna daha çok sinirlenebilir ama bu da benim bir çeşit eğlence anlayışım :)

Ben hiç mi sinirlenmem! Elbette ki sinirlenirim. Sinirlendiğim zaman da, neden sinirlendiğimi anlamaya çalışır, sinirlenmemek için çözüm ararım. Mesela:
Trafikte ters yöne girenlerden nefret ederim ve yol banaysa ve karşıdan araba gelirse yol vermek istemem. Bugün buna çok basit bir çözüm buldum! Ben ters yöne giriyor muyum? Evet :) Hisarüstünde girmediğim ters yön yok. Leventte sola dönüş yasak olsa da, dönüyorum çünkü başka yol bilmiyorum ya da yolumu uzatmak istemiyorum. Kısacası empati kuruyorum :)

Bazen de sinirlendiğim zaman derin nefes alma yöntemimi uyguluyorum. Birine sinirlendiysem, o kişiden uzaklaşıyorum, ortam değiştiriyorum.
Sinirli insan bana itici geliyor ve sinir duygusu da bir o kadar anlamsız. "Ya bir rahatlayın" diyorum kendi kendime...

Stresle baş edemeyenlerdenseniz, gelin benle bir süre takılın da size pratik olarak tiyolar vereyim :)

25 Temmuz 2011 Pazartesi

HOW TO RUN A HALF MARATON

Week 1

  • Monday – Rest. Rest is an important part of any training program.
  • Tuesday – Run 2 miles easy. Run at an easy “conversational” pace.
  • Wednesday – Run 3 miles easy. Run at an easy pace.
  • Thursday – Rest or cross train. Rest or engage in a non-running activity.Friday – Run 2 miles easy.
  • Saturday – Run 3 miles easy.
  • Sunday – Run 4 miles easy.

Week 2

  • Monday – Rest. This program uses Monday as a rest day, because Sunday is your longest run of the week. You can adjust this to meet your needs, but take off the day after your longest weekly run.
  • Tuesday – Run 4 miles easy. You add a quarter mile to your previous longest run. You will make some additional increases later in the program.
  • Wednesday – Run 3 miles easy.
  • Thursday – Rest or cross train.
  • Friday – Run 4 miles easy.
  • Saturday – Run 2 miles easy.
  • Sunday – Run 5 miles easy. Another small increase for this workout.

Week 3

  • Monday – Rest
  • Tuesday – Run 5 miles easy.
  • Wednesday – Run 3 miles easy.
  • Thursday – Rest or cross train.
  • Friday – Run 4 miles easy.
  • Saturday – Run 3 miles easy.
  • Sunday – Run 6 miles easy. You make another increase in mileage here. Keep your pace easy. You should feel fairly comfortable and be able to carry on a conversation.
Week 4
  • Monday – Rest
  • Tuesday – Run 5 miles easy.
  • Wednesday – Run 3 miles easy.
  • Thursday – Rest or cross train.
  • Friday – Run 4 miles easy.
  • Saturday – Run 3 miles easy.
  • Sunday – Run 7 miles easy. You are running more than half of the ½ marathon now.

Week 5

  • Monday – Rest
  • Tuesday – Run 5 miles easy.
  • Wednesday – Run 3 miles easy.
  • Thursday – Rest or cross train.
  • Friday – Run 4 miles easy.
  • Saturday – Run 3 miles easy.
  • Sunday – Run 8 miles easy.

Week 6

  • Monday – Rest
  • Tuesday – Run 6 miles easy.
  • Wednesday – Run 3 miles easy.
  • Thursday – Rest or cross train.
  • Friday – Run 4 miles easy.
  • Saturday – Run 3 miles easy.
  • Sunday – Run 9 miles easy.

Week 7

  • Monday - Rest
  • Tuesday - Run 6 miles easy.
  • Wednesday - Run 3 miles easy.
  • Thursday - Rest or cross train.
  • Friday - Run 4 miles easy.
  • Saturday - Run 3 miles easy.
  • Sunday - Run 10 miles easy.

Week 8

  • Monday - Rest
  • Tuesday - Run 6 miles easy.
  • Wednesday - Run 3 miles easy.
  • Thursday - Rest or cross train.
  • Friday - Run 4 miles easy.
  • Saturday - Run 3 miles easy.
  • Sunday - Run 11 miles easy.

Week 9

  • Monday - Rest
  • Tuesday - Run 7 miles easy.
  • Wednesday - Run 3 miles easy.
  • Thursday - Rest or cross train.
  • Friday - Run 4 miles easy.
  • Saturday - Run 3 miles easy.
  • Sunday - Run 12 miles easy.

Week 10

  • Monday - Rest
  • Tuesday - Run 6 miles easy.
  • Wednesday - Run 3 miles easy.
  • Thursday - Rest or cross train.
  • Friday - Run 4 miles easy.
  • Saturday - Run 3 miles easy.
  • Sunday - Run 13 miles easy. This will be your longest training run. After this run you will have the fitness and confidence to strongly finish the half marathon. You will begin to reduce your mileage or “taper” for the race, after this workout.

Week 11

  • Monday - Rest
  • Tuesday - Run 6 miles easy.
  • Wednesday - Run 3 miles easy.
  • Thursday - Rest or cross train.
  • Friday - Run 4 miles easy.
  • Saturday - Run 3 miles easy.
  • Sunday - Run 6 miles easy.

Week 12

  • Monday - Rest
  • Tuesday - Run 5 miles easy.
  • Wednesday - Run 3 miles easy.
  • Thursday - Rest or cross train.
  • Friday - Run 2 miles easy.
  • Saturday - Rest
  • Sunday - RACE DAY. HAVE FUN!!
QUOTED FROM http://www.runningplanet.com/

23 Mart 2011 Çarşamba

DAHA SAĞLIKLI YAŞAMAK İÇİN BU YİYECEKLERDEN YARARLANABİLİRİZ

1.      SOMON VE DİĞER YAĞLI BALIKLAR:
Bunlar omega-3 yağ asitlerini
barındırdığından tüketilmesi gereken besinlerdir. Yağlı diye uzak
durmamak gerekir.
2.      KETEN TOHUMU:
Bu bitki de birçok hastalığa iyi geldiği gibi,
koruyucu özelliği de var. Salatalara kullanılabilir.
3.      YULAF:
Tok tutar, bağırsakları temizler, kandaki şeker miktarını
düşürür. Sütle, yoğurtla tüketildiği zaman lezzetli olur.
4.      FASULYE:
Kolesterolü düşürür ve protein kaynağıdır.
5.      FINDIK, CEVİZ, BADEM:
Kabuklu kuruyemişler sağlıksız, yağlı
yiyecekler olarak bilinir ama bu tamamen yanlıştır. Kalbe çok faydalı
yağlar içerirler. Çantanıza atınız, acıktıkça yiyiniz. Hem çok
lezzetliler hem de tok tutma konusunda çok başarılılar.
6.      SOYA:
Bu aralar çok tüketmiyorum ama bir zamanlar pakette
kurutulmuşunu alır, makarna sosumuza ilave ederdik. Et tüketmeyenler
için iyi bir protein kaynağı.
7.      YEŞİL SEBZELER:
Bunlar sevilmezler genelde ama kesinlikle
tüketilmesi gereken besinlerdir. Birçok vitamin içerdikleri gibi,
kalbi de korurlar. Çocuklarınız tüketmiyorsa, bir şekilde tükettirin!
8.      YEŞİL ÇAY:
Metabolizmayı hızlandırdığı gibi, kolesterolü de
düşürür. Bazıları lezzetsiz olabilir. Lezzetsiz olanları daha fazla
suyla tüketmek, tadını bir nebze olsa düzeltir. Benim favorim
starbucks'ınki. Hem çok lezzetli hem de beni diğer kahveleri
tüketmekten kurtarıyor.
9.      BİTTER ÇİKOLATA:
Evet bu en güzel haber sanılabilir. Çikolata
sağlıklıdır ama en az %70 kakao barındıranlardır sağlıklı olan.
Haftada 3-4 defa, küçücük bir parça olmak üzere tüketilmesi
yararlıdır.
10.     DOMATES:
Birçok vitamin barındırır, kalbi korur. Meyve olarak, sos
olarak, salatada...Her türlü kullanılabilir. Favorim: domatesi ortadan
ikiye kesiyorsunuz. Çok az tuzla yiyorsunuz.
11.     YOĞURT-SÜT-PEYNİR:
Bu besinlerin faydalarından söz etmeme gerek
yok ama tüketilirken olabildiğinde az yağlı olanları tercih ediyoruz.
Bazıları itiraz etse de, bu besinlerden alacağınız yağ vücuda gerekli
yağlar değil.
12.     ZEYTİNYAĞI:
Çok ama çok sağlıklıdır ama yine de çok kalorilidir.
Az tüketilmesi gerekir.

28 Şubat 2011 Pazartesi

Sağlıklı Yaşam Kural 4 (-3 kg)

Herkes ama herkes benim bu diyet muhabbetlerimden sıkılıyor. Urfa'dan geldikten sonra almış olduğum 10 küsür kilodan 3-4 tanesini vermişim bile (10dan sonrasını saymadım, sinirlerim bozuluyordu).
+8'deyim şuan ve çabalarım sürüyor. Yanlış anlaşılmasın vermem gereken sadece 8 kg yok, çok daha fazlası var. Ama ben 8 tanesini verince kendimi çok çok iyi hissedeceğim.
Fuardır, şudur budur derken ipin ucunu kaçırdım. Burger King de yedim, Dominos da. Ama kola içmedim, içmemek için de gerçekten direndim.
Şu an yokluğuna alışmış bulunuyorum.
Çayı, kahveyi tekrar şekersiz içmeye başladım; eskisine göre de daha az tüketiyorum. Starbucks'daki favorim de nane çayı ve yeşil çay. Çok canım kahve isterse de non-fat latte.
Akşam yemelerimi de ciddi ölçüde azaltmış bulunuyorum.

Dünkü vücut ölçümlerimde eskisine göre farklılığı gördüm. Moralim bozuldu biraz. Neden kendime onca eziyeti yaptığımı düşündüm. Sonrasında sebeplerini düşününce, vazgeçtim düşünmekten. Şu an düşünmem gereken, odaklanmam gereken eski halime dönmek; bunun sebepleri falan değil.

Yemekten önce markete gittik ve aldıklarımız:
  • Kahve içecek olursak, ya da sabah cornflakes için light süt.
  • Soda (meyvesiz olanından)
  • Elma, kıtır kıtır yemek için.
  • Mandalina, ara öğünler için.
  • Eti form tuzlu kraker. (Şu mukavva gibi olanlardan)
  • Eti form limonlu. (Biliyorum zararlı ama yine de var olması bile iç rahatlatıcı)
  • Çantada taşınmak üzere minik bir paket güneşte kurutulmuş kayısı ve ceviz.
Sağlıklı Yaşam Kural 4: Yediklerimizin günlüğünü tutuyoruz.

Bunun ne kadar zor olduğunu biliyorum, uygulamasının ne kadar zahmetli olduğunun farkındayım. Bugün iyi gitti, iyi de gitmeye devam ediyor.
Gün içerisinde kontrolsüzce yememenizi sağlıyor.
Ara öğünlerin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Tek yapmanız gereken yanınızda her zaman küçü bir bloknot ve kalem bulundurmak. İnanın yediklerinizi yazdıkça daha az yemek istiyorsunuz. Listenizi kısaltmak istiyorsunuz.

15 Şubat 2011 Salı

Sağlıklı Yaşam Kural 3

Bir çoğumuz biliriz ama spor yapanlar daha da iyi bilirler proteinin önemini. Ben biraz es geçmiştim protein tüketme olayını, ama bugünlerde dikkat etmeye başladım.
Dün akşam spor sonrasında koca bir bardak ayranı hüplettim, yemek niyetine.
Artık spor sonrasında yemek yemiyorum. İş yerinden çıkmadan önce birşeyler atıştırıyorum, o da beni tok tutuyor zaten.
Yoğurt çok severim ama nasıl tüketeceğimi bilemem ama artık dikkat edeceğim. İyi hatırladım, iş yerine de alayım bir paket.
Süt çok severim ve her şekilde tüketebilirim zaten.
Peynirin yağsızını almak lazım.
Et sevmem, hele ki Urfa'dan geldikten sonra yemesem de ölmeyeceğimi düşünüyorum.
Tavuk-balığa asla hayır demem. Yine iyi ki hatırladım. İş yerine dardanel alayım, akşam çıkmadan sandwiç yapıp yerim mesela.
Yani protein tüketmemek için hiçbir nedenim yok.

Sağlıklı Yaşam Kural 3: Sabahları bir adet haşlanmış yumurta yiyoruz. Test ettim, onayladım. İnanılmaz tok tutuyor ve de protein bakımında çok ama çok zengin.

13 Şubat 2011 Pazar

Sağlıklı Yaşam Kural 2

Cumartesi iş ile başlayan haftasonu maceram, pazar akşam spordan eve gelmemle son buldu. Cumartesi günkü kaçamağım birkaç adet minik albenilerden oldu. Alkol tüketimini olabildiğince azalttım, şaka gibi ama soda içtim dışarda.
Mantıcı maceramı da 1 mercimek çorbasıyla geçiştirdim.
Pazar günkü kahvaltı her zamanki gibi harikaydı ama bundan sonraki gidişimizde minik kahvaltı tabağıyla sınırlandıracağım yediklerimi.
Spordan sonra da 1 tabak haşlanmış karnıbahar, yoğurt ve 2 kaşık bulgur yedim.

Az önce de iş yerindeki abla bize börek, kek getirdiğinden falan bahsetti. Sabah kahvaltı yaptıktan sonra, elimde women's health'le reddetmek pek de zor olmadı doğrusu.


Sağlıklı Yaşam Kural 2: Çay ve kahveye kesinlikle ama kesinlikle şeker yok! Belirli bir sınırda kalmak suretiyle, olabildiğinde şekerli yiyeceklerden uzak duruyoruz. Günde küçücük bir parça bitter çikolataya izin var.

Öncelikli olarak değiştirmesi kolay olan maddeleri seçtiğimin farkındayım ama böyle daha motive oluyorum.

11 Şubat 2011 Cuma

Sağlıklı Yaşam Kural 1

Hayattaki öncelikleri belirleyip, planlarımı bu yönde yapmam gerektiğine karar verdim. Kararların uygulanması konusunda her zaman farklı yöntemler vardır, bu da yeni bir yöntem.
Sağlıklı Yaşam Günlüğü'ü tutmak!

Sağlıklı yaşayan bir insan olduğum söylenemez ama en azından bu yönde çaba gösteriyorum, yani artık!
Sigara zaten kullanmam, alkol de özel günlerde. Alkol olayını en azından çok çok özel günlere saklamaya karar verdim ve bunu uygulamaya başladım bile. Tamamen bıraksam da hayatımdan birşey eksilmez zaten.

Daha fazla su içmeye başladım. İş yerinde büyükce bir bardağım var ve bardak da biberon gibi sürekli ağzımda. Bu daha az kahve ve çay içmemi sağlıyor.
Hayatımı daha sağlıklı hale getirebilmek için nelerden vazgeçmem gerektiğini bilmem gerekiyor.

Hayatımında Değişmesi Gerekenler:
  • Hala kolayı çok seviyorum. Şu an getirsen içerim ve ne sağlıklı hayatımı umursarım ne de zararlı olduğunu aklıma getiririm.
  • Şeker tüketmekten vazgeçemiyorum. Çayımı şekersiz içiyor olsam da, şekerlisini tercih ediyorum. Tatlıdan vazgeçmem hiç kolay değil. Çikolata falan almıyorum ama ikram edilince de hayır diyemiyorum.
  • Kahve tüketimim oldukça fazla. Bir de Nescafe 3'ü bir aradalar çok lezzetli.
  • Akşamları yemek yemekten vazgeçemiyorum. Eve gittiğimde geç de olsa, yiyecek güzel şeyler varsa muhakkak yiyorum.
  • Ekmeğe bayılıyorum. Sıcak sıcak getir, 1 taneyi öyle tek başına yerim.
  • Hareketsizlik. Tamam spora başladım ama yine de kendimi yeteri kadar aktif hissetmiyorum. Çabuk yoruluyormuşum gibi geliyor.
  • İradesizim. Çabuk vazgeçiyorum. Bir gün önce çok yediysem diyet bozuldu zaten deyip, koyveriyorum.
  • Sinirlenince yiyen insanlardanım.
Hatırlıyorum da bundan önce zayıfladığımda hiç zayıflama çabam yoktu. Sadece adam gibi spor yapıp, yediklerimin sağlıklı olup olmadıklarına dikkat ediyordum. Kendi kendine gitmişti kilolarım ama bu defa biraz daha hızlı olsun istiyorum. Olan kıyafetlerime giremiyorum ve gidip yeni kıyafetler almaya da utanıyorum!

O yüzden artık böyle bir yol denemeye karar verdim. Birkaç günde bir alışkanlıklarımı değiştirmeye çalışacağım. Birden bire hayat tarzımı değiştirirsem birkaç güne kalmaz sıkılırım.

Sağlıklı Yaşam Kural 1: Kola içmiyoruz. Sadece kola değil, hazır meyvesuları, meyveli soda falan da... Dışarda içebileceklerimiz: Taze sıkılmış meyve suları, soda, ayran ve tabi ki vazgeçilmezimiz su!