7 Eylül 2011 Çarşamba

DİYET KONUŞMADIK HİÇ,ACABA NEDEN?

Ben 6-8 aylıkken, yani o arada doktor tarafından diyete başlatılan bir bebekmişim. Sonra bir müddet zayıflığımı korumuşum. 15 yaşından sonra da, zayıf olduğum tek bir dönem olmadı.
Akapunktur yaptırdım, annemden gizli zayıflama hapları kullandım (bir elin parmağını geçmez ama yaptım), diyetisyene kaç kere gittim bilmiyorum...yani ömrüm isveç,norveç,danimarka diyetleriyle geçti diyebilirim.
Sonra inanılmaz birşey oldu hayatımda, sporla tanıştım. Önce üniversitemizin yeni açılan salonunda, sonra da çeşitli spor salonlarında...İşte o zaman nerde hata yaptığımı anladım.

Tam forma girmiştim, yavaş yavaş zayıflıyordum ki Şanlıurfa'ya taşındım. 13 ayda 13 kg aldım! Nasıl diye soranlara 3 cevabım oldu: 1.Sporu bıraktım, 2.Yediklerime zerre kadar dikkat etmedim, 3.Araba aldım. Asıl sorun sporu bırakmakmış onu anlamış oldum. Mesele kilo almak değildi de, kilo almam hiç durmuyordu; hergün daha yüksek bir rakam görüyordum ve sağlığımın bozulduğunu hissetmeye başlamıştım.

İstanbula geri geldiğim günün ertesi günü, hemen spor salonuna gittim ve aynı gün spora geri başladım. Önceliğim aldığım kiloları vermekti, ki bunu yapabileceğimi biliyordum. Stres altında birkaç ayda vermektense, rahat bir şekilde süreyi uzatmayı tercih ettim. 7 ay bitti ve ben tartıda 11 kg daha hafifim! Ne güçten düştüm ne de sağlığım bozuldu. Asıl önemlisi diyet yapmadım, ki bu benim psikolojik olarak çok etkiledi. Peki nasıl oldu?
  • Hayatımı spor üzerine planladım, önceliğim hep spor oldu. Gidemediğim günlerde de olabildiğince yürüdüm, olabildiğince ayakta kaldım. Ya da diğer günlerde telafi etmeye çalıştım.
  • Dünya tatlısı bir spor hocam var, ondan yardım isteme konusunda hiç çekinmedim; hatta abartmış bile olabilirim.
  • Spora başlayınca ister istemez yediklerime de dikkat etmeye başladım. Kalori hesabı yapmak normal gelmeye başladı.
  • Asla şu yasak, bu yasak demedim. Canım dondurma isterse genelde 1 top yedim, dayanamayıp 2 top yediğim bile oldu. Ama özellikle o günlerde spora gidip, muhakkak telafi ettim.
  • Bir ara spinning/cycling yaptım, ondan sıkılıp oryantal yapmaya başladım. Sıkıldıkça farklı şeyler denedim, canım spor yapmak istemediğinde de muhakkak kendimi derslere girmeye zorladım. (Spor da ders çalışmak gibi, önce canın istemiyor ama yaptıklarını görünce vazgeçemiyorsun) Şimdilerde de koşuyorum.
  • Spor hocalarımdan motivasyon istedim, bazen de "Bugün canım spor yapmak istemiyor,napiim?" diye etraflarında dolaştım. Düzgün spor yapan insanlardan yardım istedim.
Şimdi diyet yapmamaya devam ediyorum; çikolata yemek istersem önce meyve yiyorum, kesmezse çok az bitter çikolata ile idare ediyorum. Kahve içeceksem, "Yağsız sütle lütfen" demeyi unutmuyorum. Kola yerine ayran içiyorum. Fast food'u yasaklamadım ama yemiyorum :) Akşamları çok hafif yemeğe özen gösteriyorum, çoğu zaman salatayla idare etmeye çalışıyorum. Beyaz ekmek ve ürünlerinden uzak duruyorum. Olabildiğince evde yemek yiyorum, evde yemiyorsam da sağlıklı olmasına dikkat ediyorum. Tatlı ihtiyacımı muzla karşılıyorum, onu da geç saatlerde yememeye çalışıyorum. İçki içmemeye çalışıyorum, sigara zaten kullanmıyorum.
Bu süre içerisinde 2-3 kere Burger'da çocuk menü yedim; 1 kere de kırıntıda hayatımın en büyük hamburgerini yedim. Çok kere balık lokantalarında kalamar, midye dolma...yemişliğim var, çünkü onlara dayanamıyorum. Baklava, kadayıf gibi tatlılardan hiç yememiş olabilirim, sütlü tatlılarla zaten aram yok :) Sadece dondurma...Ondan da vazgeçmeye zaten niyetim yok.

Bir de şöyle arkadaşlarımla haftasonu sucuklu yumurtalı bir kahvaltı yapamayacaksam,
Sevdiğim tatlardan vazgeçeceksem,
Arkadaşlarımla iki kadeh tokuşturamayacaksam...ne önemi var ki!

Şunu bilmek lazım:
Sadece bir hayat yaşayacağız ve yemek içmek de bu hayatın zevklerinden güzelliklerinden biri. Bu güzelliklerden vazgeçmeden, güzelleşebilmek ve güzel kalmak belki de önemli olan ;)

4 Eylül 2011 Pazar

HADİ BİRAZ KAFAMIZI BOŞALTALIM

Hani siz üzülüp, sinirleniyorsunuz ya; ya da stres yapıp saçınızı başınızı yoluyorsunuz ya...Hiç gerek yok! desem!

Hayat boyunca edindiğim bir felsefe var: Değiştiremeyeceğin birşey olduğunda, olumlu taraflarına bak ve yoluna devam et! Doğrudur, yanlıştır, bazen doğrudur...
İyi de sağlığının bozulmasından iyi midir!

Rahatlığımla bilinirim ben, olaylar karşısındaki soğuk kanlılığım çoğu insanı hayrete düşürür. Panik anında, yanımdakilerin bağırmasından nefret ederim, susun ki bir düşünelim derim. Acil olan bir iş varsa, süre yetersizse, olduğu kadarı kadar der, elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışırım.

Maddi olaylarla ilgili sinirlendiğim, üzüldüğüm nadirdir. Arabayı çarpınca uykum kaçmaz, çünkü o araba kullanılmak için alınmıştır ve kullanılacaktır. E doğal olarak da kullanıldıkça eskiyecektir! En kötü satılacağı zaman biraz daha düşük fiyata satılır, e arada fark benim stres olmama payım olsun derim.

Bir şeyim kaybolduğunda, saçımı başımı yolup aramam; elbet ortaya çıkar derim. Acil lazımsa da düşünürüm, taşınırım nereye koymuşumdur acaba diye. Bulursam ne ala, bulamazsam da gider yenisini alırım. Genelde de almama gerek kalmadan, bulunur.

Biri bana bağırdığında, sessizliğimi korurum. Karşımdaki elbet sakinleşecektir derim, genelde de sakinleşir. Sinirli insana gülerim, elimde değil. Karşımdaki buna daha çok sinirlenebilir ama bu da benim bir çeşit eğlence anlayışım :)

Ben hiç mi sinirlenmem! Elbette ki sinirlenirim. Sinirlendiğim zaman da, neden sinirlendiğimi anlamaya çalışır, sinirlenmemek için çözüm ararım. Mesela:
Trafikte ters yöne girenlerden nefret ederim ve yol banaysa ve karşıdan araba gelirse yol vermek istemem. Bugün buna çok basit bir çözüm buldum! Ben ters yöne giriyor muyum? Evet :) Hisarüstünde girmediğim ters yön yok. Leventte sola dönüş yasak olsa da, dönüyorum çünkü başka yol bilmiyorum ya da yolumu uzatmak istemiyorum. Kısacası empati kuruyorum :)

Bazen de sinirlendiğim zaman derin nefes alma yöntemimi uyguluyorum. Birine sinirlendiysem, o kişiden uzaklaşıyorum, ortam değiştiriyorum.
Sinirli insan bana itici geliyor ve sinir duygusu da bir o kadar anlamsız. "Ya bir rahatlayın" diyorum kendi kendime...

Stresle baş edemeyenlerdenseniz, gelin benle bir süre takılın da size pratik olarak tiyolar vereyim :)