Normalde kıskanç bir insan olmamakla beraber (öyle midir, bilenlere sormak lazım tabi!), güzel olan şeyleri kıskanabiliyorum. Belki de doğru terim örnek almaktır bilmiyorum.
Emre arkadaşım, zayıflamaya başladı ve hikayesini http://emreninzayiflamahikayesi.blogspot.com/ blogu üzerinde paylaştı. Her facebook'a post ettiğini görünce, açıp bakmadan duramadım. Her seferinde, "vayy be arkadaş, yapan yapıyor" dedim ama ne sabah yediğim ekmeğimden vazgeçtim, ne dondurma ve tatlı tekliflerine hayır dedim, ne kalori saydım ne de spora başladım. Bir gün, yalnızca bir gün, akşam 1 saat yürüdüm ve bunu düzenli hale getirmek istedim. Sonuç, elbette ki koltuğa yayılıp kitap okumak veya dizi izlemek ağır bastı.
Bilenler bilir. Bundan 2 yıl önce hergün spora giden, zayıf olmasam bile 8 km koşabilen, metronun merdivenlerini bana mısın demeden çıkabilen, cycling dersini herkes gibi tamamlayabilen ve gün içerisinde yorulmayan biriydim. İş-güç derken, 2 seneyi çok da fazla sayılmayan +5 kg ile kapattım. Kilosu değil de hantallığı beni canımdan bezdirdi ve ani bir kararla haftasonu tekrar spor moduma geçtim. Peki diyet?
Spora başlayınca ister istemez sabah eliniz yulaf ezmesine, yumurtaya...vs gidiyor. Öğlen makarna yiyecekseniz 15 kere daha düşünüyorsunuz. Akşam spordan önce elma veya muzunuzu midenize indiriyorsunuz. Spordan sonra da yoğurt bulup, içine atmak için yine yulaf arıyorsunuz. Olabildiğince protein tüketmeye çalışıyorsunuz. Dışarıda yemek yerken ne ile servis edildiğine bakıp, patatesi salata veya haşlanmış sebze ile değiştiriyorsunuz. Diyet kola bile içecekseniz, en son ne zaman içtiğinizi aklınızdan kontrol ediyorsunuz.
Ben Emre gibi kilomu yazıp, kendimi ele vermeyeceğim. Hedefimiz x-6 şimdilik, ben ise x+5 :)
Kilodan ziyade yine 8-10 km koşabilmeyi istiyorum. Bence yaparım :)
P.S. Arabamı satmak acayip iyi geldi. Evden durağa, duraktan durağa, duraktan metroya, servisten işe...yürümek; otobüste, metroda ayakta durmak bile inanılmaz bir enerji kaybına yol açıyormuş.
2 senelik sağlıksız beslenme molamızdan sonra kaldığımız yerden devam ediyoruz...
Esra'nın Sağlıklı Yaşam Günlüğü
26 Ağustos 2013 Pazartesi
2 Mart 2012 Cuma
DUKAN'DAN NEFRET ETME SEBEPLERİ
Ben artık diyet yaparken gün saymayı bıraktım. Çünkü ne kadar odaklanırsan şu diyet mevzusuna, canın o kadar çikolata, tatlı falan istiyor.
Bugün yaklaşık 10. günüm. Atak evremin bitimini 1,5 lahmacunla kutladım, sonraki sebze&protein diyetine arada bir yarım simitler ekledim, bir akşam dışarda fazladan patates kızartması ve çikolata yedim. Dün de "ehhh be, başlayacağım diyetine" diyerek kendime off-diet day verdim. (Bu da benim terimimdir, kullanmak için izin isteyiniz:) ) Ayrıca yağsız et, süt...kısmına takılmadım. Bulduğum eti, peyniri yedim; sütte de mis gibi normal sütümü içtim.
Sonuç:-2kg
Dukan diyeti yapacaksanız, herkes gibi kitabı okumanızı tavsiye ederim. Bütün sorularınıza cevap veren bir kitap, kimseye muhtaç kalmazsınız.
Okuyan ve her sorunuza cevap veren bir arkadaşınız varsa, kasmayın ve ona danışın derim ben :)
Neyse kitabı okursunuz, diyeti yaparsınız, kilo da verirsiniz. Herkes ne kadar güzel bir diyet olduğundan bahsediyor zaten ama ben size bu diyetin kötü taraflarından bahsedeceğim.
Bugün yaklaşık 10. günüm. Atak evremin bitimini 1,5 lahmacunla kutladım, sonraki sebze&protein diyetine arada bir yarım simitler ekledim, bir akşam dışarda fazladan patates kızartması ve çikolata yedim. Dün de "ehhh be, başlayacağım diyetine" diyerek kendime off-diet day verdim. (Bu da benim terimimdir, kullanmak için izin isteyiniz:) ) Ayrıca yağsız et, süt...kısmına takılmadım. Bulduğum eti, peyniri yedim; sütte de mis gibi normal sütümü içtim.
Sonuç:-2kg
Dukan diyeti yapacaksanız, herkes gibi kitabı okumanızı tavsiye ederim. Bütün sorularınıza cevap veren bir kitap, kimseye muhtaç kalmazsınız.
Okuyan ve her sorunuza cevap veren bir arkadaşınız varsa, kasmayın ve ona danışın derim ben :)
Neyse kitabı okursunuz, diyeti yaparsınız, kilo da verirsiniz. Herkes ne kadar güzel bir diyet olduğundan bahsediyor zaten ama ben size bu diyetin kötü taraflarından bahsedeceğim.
- İlk günler ruh gibi geziyorsunuz. Her ne kadar protein sağlıklı birşey de olsa, anlık enerji veren karbonhidrata ihtiyacınız oluyor. Spor yapan biriyseniz, yürüme bandında gözünüz kararıyor. O yüzden şu hiç karbonhidrat olayını fazla takmayın derim. Arada (abartmadan) birşeyler atıştırın.
- Meyve yok. Dolayısıyla vitamin yok. Halsizliğinizin bir sebebi de bu. Ben şimdiye kadar hiç meyve yemedim ama meyvesever olarak eksikliğini çok fazla hissediyorum. Meyve eksikliğini meyveli yoğurtla gidermeye çalışıyorum-ki meyveli süt ürünlerinden nefret ederdim, o bile inanılmaz lezzetli gelmeye başladı.
- Benim gibi fazla etten bıkabilen biriyseniz, sebze günlerini bol sebzeyle geçirmenizi öneririm. Her ne kadar yenebilcek gıdaları karıştırınca farklı yiyecekler elde edildiği söylense de, bıkıyorsunuz. Canınız çok alakasız şeyler istiyor. Hele makarna seven biriyseniz, bir tabak makarna için delirebiliyorsunuz.
- Yulaf kepeğinin tadı ciddi ciddi iğrenç. Birkaç kere krep yapmayı denedim, beceremedim. Yoğurda karıştırıp, yutuyorum ben de.
- Bir müddet sonra Dukan'dan nefret etmeye başlıyorsunuz.
20 Şubat 2012 Pazartesi
BİR DİYET KLASİĞİ: DUKAN DİYETİ
Ey sevgili bir elin parmağını geçmeyen sayın okur,
Pazar arkadaşlarla buluştuk, sohbettir muhabbettir derken konu yine ve yeniden diyet mevzularına geldi. Pınoş, Tolga, Ceyda...herkeste bir zayıflama halleri! Ceyda Dukan ile zayıflamış ve ben bu "Favorite" diyet olaylarına karşıyım ya, "Dur be kızım, bir dinle de anla" diye önyargımı silmeye çalıştım. O diyor "Benim kuzenim zayıfladı bu diyetle", öteki "Ben de Dukan'la kilo verdim" falan diyor. Neyse dedim.
Bir de bunun kitabı var, benim "Hayatta almam da okumam da" diyeceğim. Yok 1. evre, koruma evresi...Sanki ders çalışıyorum! Neyse sağolsun Ceyda biraz anlattı ama "Kesinlikle kitabı oku" dedi. İlk 4-5 gün protein evresi ya, e ben de internette az birşey okudum ya, "Başlamak için kitaba gerek yok." diyerek dün sabah itibarı ile başladım rejime.
Rejime başlamadan önce dukanın kendi bir testi var, onu yapıyorsun ve inmek istediğin kiloyu soruyor. Ben 60 dedim, o da "Hooopp ne 60'ı,65 senin için iyidir" dedi de birkaç kere farklı kilolarla tekrarladım testi. 65 deyince de "Hoooopp 67 senin için iyidir" gibi şeyler saçmaladı. Güvenmeyin ama testi yapınca size tarih veriyor. Şu tarihte istediğiniz kiloya ulaşacaksınız diye. Bana 5 Mayıs'a gün verdi, bakalım :)
10 aylıkken rejime başlayan biri olarak, hala rejimde olmam insanlara garip gelebilir ama bildiğim birşey varsa, o da zayıf kızların bile dönem dönem rejimde olduklarıdır.
13 ay önce tam 13 kg daha fazlaydım. Yani son 5-6 ayda kilo vermedim. Çabaladım mı? Hayır. Diyet yaptım mı? Hayır. Kilo da almadım ama onun sırrı sporda. Az da olsa, çok az da olsa sporumu aksatmamaya çalıştım. Yedim ama. Canım ne isterse, o an önümde ne varsa yedim. Yaş pasta da yedim, arkadaşlarımla pizza da yedim, 1 paket çikolata da yedim. İstediğini yemek istiyor ve aynı zamanda kilo almak istemiyorsan en basit yolu spor. Üşenirim ben, spor yapmayı da sevmiyorum dersen o zaman yediklerini iyice sayman gerekiyor.
Hedef 10 kg! "Saçmalama kızım, o kadar kilo vermene gerek yok" diyenler için söylüyorum. Her ne kadar siz beni 65 kg falan zannetseniz de ben 75 kg'ım!!! İçiniz rahat olsun. 65'e düştüğüm zaman da bir deri bir kemik kalmayacağım. Zayıf, fit, süpersonik bir kız olacağım :) Gidip o asla bakamadığım 38 beden elbiselerden alacağım. (Bu süre içerisinde sadece ihtiyacım kadar kıyafet alırım, 10 kg verince de komple gardrobu yenilemek gerekecek.) İnanılmaz motiveyim, kendime güveniyorum. (En son bu modda diyete başladığımda 20 günde 4 kg vermiştim.)
Bugün yine protein günü, sabah 2 dilim salam yedim, yarım bardak süt içtim. Gelişmeleri aktaracağım.
P.S. Ben deniyorum, meraklısı varsa beklesin bakalım. Ben kilo verirsem siz de denersiniz :)
Pazar arkadaşlarla buluştuk, sohbettir muhabbettir derken konu yine ve yeniden diyet mevzularına geldi. Pınoş, Tolga, Ceyda...herkeste bir zayıflama halleri! Ceyda Dukan ile zayıflamış ve ben bu "Favorite" diyet olaylarına karşıyım ya, "Dur be kızım, bir dinle de anla" diye önyargımı silmeye çalıştım. O diyor "Benim kuzenim zayıfladı bu diyetle", öteki "Ben de Dukan'la kilo verdim" falan diyor. Neyse dedim.
Bir de bunun kitabı var, benim "Hayatta almam da okumam da" diyeceğim. Yok 1. evre, koruma evresi...Sanki ders çalışıyorum! Neyse sağolsun Ceyda biraz anlattı ama "Kesinlikle kitabı oku" dedi. İlk 4-5 gün protein evresi ya, e ben de internette az birşey okudum ya, "Başlamak için kitaba gerek yok." diyerek dün sabah itibarı ile başladım rejime.
Rejime başlamadan önce dukanın kendi bir testi var, onu yapıyorsun ve inmek istediğin kiloyu soruyor. Ben 60 dedim, o da "Hooopp ne 60'ı,65 senin için iyidir" dedi de birkaç kere farklı kilolarla tekrarladım testi. 65 deyince de "Hoooopp 67 senin için iyidir" gibi şeyler saçmaladı. Güvenmeyin ama testi yapınca size tarih veriyor. Şu tarihte istediğiniz kiloya ulaşacaksınız diye. Bana 5 Mayıs'a gün verdi, bakalım :)
10 aylıkken rejime başlayan biri olarak, hala rejimde olmam insanlara garip gelebilir ama bildiğim birşey varsa, o da zayıf kızların bile dönem dönem rejimde olduklarıdır.
13 ay önce tam 13 kg daha fazlaydım. Yani son 5-6 ayda kilo vermedim. Çabaladım mı? Hayır. Diyet yaptım mı? Hayır. Kilo da almadım ama onun sırrı sporda. Az da olsa, çok az da olsa sporumu aksatmamaya çalıştım. Yedim ama. Canım ne isterse, o an önümde ne varsa yedim. Yaş pasta da yedim, arkadaşlarımla pizza da yedim, 1 paket çikolata da yedim. İstediğini yemek istiyor ve aynı zamanda kilo almak istemiyorsan en basit yolu spor. Üşenirim ben, spor yapmayı da sevmiyorum dersen o zaman yediklerini iyice sayman gerekiyor.
Hedef 10 kg! "Saçmalama kızım, o kadar kilo vermene gerek yok" diyenler için söylüyorum. Her ne kadar siz beni 65 kg falan zannetseniz de ben 75 kg'ım!!! İçiniz rahat olsun. 65'e düştüğüm zaman da bir deri bir kemik kalmayacağım. Zayıf, fit, süpersonik bir kız olacağım :) Gidip o asla bakamadığım 38 beden elbiselerden alacağım. (Bu süre içerisinde sadece ihtiyacım kadar kıyafet alırım, 10 kg verince de komple gardrobu yenilemek gerekecek.) İnanılmaz motiveyim, kendime güveniyorum. (En son bu modda diyete başladığımda 20 günde 4 kg vermiştim.)
Bugün yine protein günü, sabah 2 dilim salam yedim, yarım bardak süt içtim. Gelişmeleri aktaracağım.
P.S. Ben deniyorum, meraklısı varsa beklesin bakalım. Ben kilo verirsem siz de denersiniz :)
2 Kasım 2011 Çarşamba
MUTLULUK VE HUZUR
Mutluluk ve Huzur...Birbirine yakın ama birbirinden farklı kavramlar. Mutlu olduğunuz zaman bunun bir sebebi olur genelde, ama huzur kendiliğinden olan birşeydir.
Asıl merak edilen bunların nasıl elde edileceği, yani diğer bir tabirle formüllerinin olup olmadığı.
Bence var, yani en azından benim kendime göre formüllerim var.
Geçenlerde bir arkadaşım benle dertleşmek istedi ve derdi aslında çok basitti. İstanbul gibi büyük bir şehirde nasıl huzurlu ve mutlu olabilirdi. Gününün 2-3 saati yollarda geçiyordu, kimse ona vakit ayıramıyordu falan filan...Bende kendimde ona yardımcı olmaya çalıştım.
Asıl merak edilen bunların nasıl elde edileceği, yani diğer bir tabirle formüllerinin olup olmadığı.
Bence var, yani en azından benim kendime göre formüllerim var.
- Şükretmeyi bilmelisiniz. Elinizde ya da hayatınızda olmayan şeylerin hayallerini kurmadan önce, elinizde olanın kıymetini bileceksiniz. Bu her anlamda geçerli; aileniz, dostlarınız, sevgiliniz, ve hatta maddi durumunuz.
- İnanmalısınız. İnançlı olan insanlar her zaman daha huzurlular. Bu genelde dinle alakalandırılır ama alakası yok. İyi şeylerin olacağına inanın, kötü kişilerin karma yoluyla cezalandırılacağına...buna benzer şeylere de inanabilirsiniz. İnanmak sizi daha huzurlu biri haline getirir.
Geçenlerde bir arkadaşım benle dertleşmek istedi ve derdi aslında çok basitti. İstanbul gibi büyük bir şehirde nasıl huzurlu ve mutlu olabilirdi. Gününün 2-3 saati yollarda geçiyordu, kimse ona vakit ayıramıyordu falan filan...Bende kendimde ona yardımcı olmaya çalıştım.
- Biriyle görüşmek istiyorsan, ona sakın bir ara kahve içelim deme. Birşeyler yapalım da deme. Şu gün müsait misin diye sorduğunda o zaten sana nedenini soracaktır. Cazip bir teklifle gitmelisin, yani spesifik bir programla. Büyük şehirlerde insanlar sadece 1 kahve içmek için çok nadir buluşurlar, haklılar çünkü insanların vakti yok. Tiyatroya gidelim de, şurda şu saatte şu filme gidelim de, bize gel şu filmi izleyelim falan de. En olmadı içmeye çağır :)
- Yapmak istediğin birşey varsa, bunun için birilerinin sana eşlik etmesini bekleme. Sevdiğin bir film mi vizyona girdi, hemen git izle. Bir yerlere mi gitmek istiyorsun, kimse senle gelmek istemezse tek başına git. Yeter ki yanında sevdiğin müziklerle dolu bir ipod'un ve iç huzurun olsun.
- Birşeyler yapmak için canının sıkılmasını bekleme. Arkadaşlarının tavsiye ettiği bir sürü film, kitap, vs vardır. Aç birini izle. (Biz bu konuda şanslı bir nesiliz. İnternetimiz var ve izlemek istediğimiz filmi anında izleyebiliyoruz.) Okumak istediğin bir kitap mı var, git al onu ve hemen okumaya başla. Kısaca bekleme.
- Bir sorunun var ve sen bunu bir arkadaşınla paylaşmak istiyorsun! Çok basit. Görüşmeyi bekleme. Telefon aç, sms at, facebookdan msj at, uzun uzun email yaz. İlle de birlikte kahve içelim dersen de, telefonda randevulaş. (Biz Deniz'le çok yaparız onu.)
- (Bu Tubik'in fikri) Bir acil durum rotan olsun. Bebek'ten Beşiktaş'a yürümek, ya da Starbucksda kahve içip, kitap okumak gibi. Çok sıkıldığında acil rotan aklına gelsin, hemen uygula. (Ben henüz bir adet edinemedim ama benim acil rotam spor salonu herhalde)
- Kitap oku. Ama bu öyle klasik bir kitap oku tavsiyesi değil. Zamanla ilgili sorunun varsa, zamanla ilgili kitaplar oku. Motivasyonunu mu kaybettin, hemen bir motivasyon kitabı. Kedi mi almak istiyorsun, hemen bir kedi bakma kitabı...aklına ne gelirse.
- Trafikte kaybedilen zamanla ilgili yapabileceğin birkaç şey var: Telefonunda internetin olsun, maillerine bak, facebook twitter'ını falan kurcala. Okuyabiliyorsan kitap oku, ama benim tavsiyem Uykusuz oku, taşıması ve okuması daha kolay. Müzik muhakkak olsun yanında. To Do listelerini yollarda yap. Kendi kendine oyunlar icat et. (Benim oyunum plakadan hikayeler yazmak)
- Sana değer vermeyen insanları hayatında tutma. Sadece sana değer vermemesi de gerekmiyor. Seninle aynı duyguları yaşamayacak insanları, karakterini sevmediğin insanları, görüşlerinden hoşlanmadıklarını hayatında tutma. Yanına bile yaklaştırma.
7 Eylül 2011 Çarşamba
DİYET KONUŞMADIK HİÇ,ACABA NEDEN?
Ben 6-8 aylıkken, yani o arada doktor tarafından diyete başlatılan bir bebekmişim. Sonra bir müddet zayıflığımı korumuşum. 15 yaşından sonra da, zayıf olduğum tek bir dönem olmadı.
Akapunktur yaptırdım, annemden gizli zayıflama hapları kullandım (bir elin parmağını geçmez ama yaptım), diyetisyene kaç kere gittim bilmiyorum...yani ömrüm isveç,norveç,danimarka diyetleriyle geçti diyebilirim.
Sonra inanılmaz birşey oldu hayatımda, sporla tanıştım. Önce üniversitemizin yeni açılan salonunda, sonra da çeşitli spor salonlarında...İşte o zaman nerde hata yaptığımı anladım.
Tam forma girmiştim, yavaş yavaş zayıflıyordum ki Şanlıurfa'ya taşındım. 13 ayda 13 kg aldım! Nasıl diye soranlara 3 cevabım oldu: 1.Sporu bıraktım, 2.Yediklerime zerre kadar dikkat etmedim, 3.Araba aldım. Asıl sorun sporu bırakmakmış onu anlamış oldum. Mesele kilo almak değildi de, kilo almam hiç durmuyordu; hergün daha yüksek bir rakam görüyordum ve sağlığımın bozulduğunu hissetmeye başlamıştım.
İstanbula geri geldiğim günün ertesi günü, hemen spor salonuna gittim ve aynı gün spora geri başladım. Önceliğim aldığım kiloları vermekti, ki bunu yapabileceğimi biliyordum. Stres altında birkaç ayda vermektense, rahat bir şekilde süreyi uzatmayı tercih ettim. 7 ay bitti ve ben tartıda 11 kg daha hafifim! Ne güçten düştüm ne de sağlığım bozuldu. Asıl önemlisi diyet yapmadım, ki bu benim psikolojik olarak çok etkiledi. Peki nasıl oldu?
Bu süre içerisinde 2-3 kere Burger'da çocuk menü yedim; 1 kere de kırıntıda hayatımın en büyük hamburgerini yedim. Çok kere balık lokantalarında kalamar, midye dolma...yemişliğim var, çünkü onlara dayanamıyorum. Baklava, kadayıf gibi tatlılardan hiç yememiş olabilirim, sütlü tatlılarla zaten aram yok :) Sadece dondurma...Ondan da vazgeçmeye zaten niyetim yok.
Bir de şöyle arkadaşlarımla haftasonu sucuklu yumurtalı bir kahvaltı yapamayacaksam,
Sevdiğim tatlardan vazgeçeceksem,
Arkadaşlarımla iki kadeh tokuşturamayacaksam...ne önemi var ki!
Şunu bilmek lazım:
Sadece bir hayat yaşayacağız ve yemek içmek de bu hayatın zevklerinden güzelliklerinden biri. Bu güzelliklerden vazgeçmeden, güzelleşebilmek ve güzel kalmak belki de önemli olan ;)
Akapunktur yaptırdım, annemden gizli zayıflama hapları kullandım (bir elin parmağını geçmez ama yaptım), diyetisyene kaç kere gittim bilmiyorum...yani ömrüm isveç,norveç,danimarka diyetleriyle geçti diyebilirim.
Sonra inanılmaz birşey oldu hayatımda, sporla tanıştım. Önce üniversitemizin yeni açılan salonunda, sonra da çeşitli spor salonlarında...İşte o zaman nerde hata yaptığımı anladım.
Tam forma girmiştim, yavaş yavaş zayıflıyordum ki Şanlıurfa'ya taşındım. 13 ayda 13 kg aldım! Nasıl diye soranlara 3 cevabım oldu: 1.Sporu bıraktım, 2.Yediklerime zerre kadar dikkat etmedim, 3.Araba aldım. Asıl sorun sporu bırakmakmış onu anlamış oldum. Mesele kilo almak değildi de, kilo almam hiç durmuyordu; hergün daha yüksek bir rakam görüyordum ve sağlığımın bozulduğunu hissetmeye başlamıştım.
İstanbula geri geldiğim günün ertesi günü, hemen spor salonuna gittim ve aynı gün spora geri başladım. Önceliğim aldığım kiloları vermekti, ki bunu yapabileceğimi biliyordum. Stres altında birkaç ayda vermektense, rahat bir şekilde süreyi uzatmayı tercih ettim. 7 ay bitti ve ben tartıda 11 kg daha hafifim! Ne güçten düştüm ne de sağlığım bozuldu. Asıl önemlisi diyet yapmadım, ki bu benim psikolojik olarak çok etkiledi. Peki nasıl oldu?
- Hayatımı spor üzerine planladım, önceliğim hep spor oldu. Gidemediğim günlerde de olabildiğince yürüdüm, olabildiğince ayakta kaldım. Ya da diğer günlerde telafi etmeye çalıştım.
- Dünya tatlısı bir spor hocam var, ondan yardım isteme konusunda hiç çekinmedim; hatta abartmış bile olabilirim.
- Spora başlayınca ister istemez yediklerime de dikkat etmeye başladım. Kalori hesabı yapmak normal gelmeye başladı.
- Asla şu yasak, bu yasak demedim. Canım dondurma isterse genelde 1 top yedim, dayanamayıp 2 top yediğim bile oldu. Ama özellikle o günlerde spora gidip, muhakkak telafi ettim.
- Bir ara spinning/cycling yaptım, ondan sıkılıp oryantal yapmaya başladım. Sıkıldıkça farklı şeyler denedim, canım spor yapmak istemediğinde de muhakkak kendimi derslere girmeye zorladım. (Spor da ders çalışmak gibi, önce canın istemiyor ama yaptıklarını görünce vazgeçemiyorsun) Şimdilerde de koşuyorum.
- Spor hocalarımdan motivasyon istedim, bazen de "Bugün canım spor yapmak istemiyor,napiim?" diye etraflarında dolaştım. Düzgün spor yapan insanlardan yardım istedim.
Bu süre içerisinde 2-3 kere Burger'da çocuk menü yedim; 1 kere de kırıntıda hayatımın en büyük hamburgerini yedim. Çok kere balık lokantalarında kalamar, midye dolma...yemişliğim var, çünkü onlara dayanamıyorum. Baklava, kadayıf gibi tatlılardan hiç yememiş olabilirim, sütlü tatlılarla zaten aram yok :) Sadece dondurma...Ondan da vazgeçmeye zaten niyetim yok.
Bir de şöyle arkadaşlarımla haftasonu sucuklu yumurtalı bir kahvaltı yapamayacaksam,
Sevdiğim tatlardan vazgeçeceksem,
Arkadaşlarımla iki kadeh tokuşturamayacaksam...ne önemi var ki!
Şunu bilmek lazım:
Sadece bir hayat yaşayacağız ve yemek içmek de bu hayatın zevklerinden güzelliklerinden biri. Bu güzelliklerden vazgeçmeden, güzelleşebilmek ve güzel kalmak belki de önemli olan ;)
4 Eylül 2011 Pazar
HADİ BİRAZ KAFAMIZI BOŞALTALIM
Hani siz üzülüp, sinirleniyorsunuz ya; ya da stres yapıp saçınızı başınızı yoluyorsunuz ya...Hiç gerek yok! desem!
Hayat boyunca edindiğim bir felsefe var: Değiştiremeyeceğin birşey olduğunda, olumlu taraflarına bak ve yoluna devam et! Doğrudur, yanlıştır, bazen doğrudur...
İyi de sağlığının bozulmasından iyi midir!
Rahatlığımla bilinirim ben, olaylar karşısındaki soğuk kanlılığım çoğu insanı hayrete düşürür. Panik anında, yanımdakilerin bağırmasından nefret ederim, susun ki bir düşünelim derim. Acil olan bir iş varsa, süre yetersizse, olduğu kadarı kadar der, elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışırım.
Maddi olaylarla ilgili sinirlendiğim, üzüldüğüm nadirdir. Arabayı çarpınca uykum kaçmaz, çünkü o araba kullanılmak için alınmıştır ve kullanılacaktır. E doğal olarak da kullanıldıkça eskiyecektir! En kötü satılacağı zaman biraz daha düşük fiyata satılır, e arada fark benim stres olmama payım olsun derim.
Bir şeyim kaybolduğunda, saçımı başımı yolup aramam; elbet ortaya çıkar derim. Acil lazımsa da düşünürüm, taşınırım nereye koymuşumdur acaba diye. Bulursam ne ala, bulamazsam da gider yenisini alırım. Genelde de almama gerek kalmadan, bulunur.
Biri bana bağırdığında, sessizliğimi korurum. Karşımdaki elbet sakinleşecektir derim, genelde de sakinleşir. Sinirli insana gülerim, elimde değil. Karşımdaki buna daha çok sinirlenebilir ama bu da benim bir çeşit eğlence anlayışım :)
Ben hiç mi sinirlenmem! Elbette ki sinirlenirim. Sinirlendiğim zaman da, neden sinirlendiğimi anlamaya çalışır, sinirlenmemek için çözüm ararım. Mesela:
Trafikte ters yöne girenlerden nefret ederim ve yol banaysa ve karşıdan araba gelirse yol vermek istemem. Bugün buna çok basit bir çözüm buldum! Ben ters yöne giriyor muyum? Evet :) Hisarüstünde girmediğim ters yön yok. Leventte sola dönüş yasak olsa da, dönüyorum çünkü başka yol bilmiyorum ya da yolumu uzatmak istemiyorum. Kısacası empati kuruyorum :)
Bazen de sinirlendiğim zaman derin nefes alma yöntemimi uyguluyorum. Birine sinirlendiysem, o kişiden uzaklaşıyorum, ortam değiştiriyorum.
Sinirli insan bana itici geliyor ve sinir duygusu da bir o kadar anlamsız. "Ya bir rahatlayın" diyorum kendi kendime...
Stresle baş edemeyenlerdenseniz, gelin benle bir süre takılın da size pratik olarak tiyolar vereyim :)
Hayat boyunca edindiğim bir felsefe var: Değiştiremeyeceğin birşey olduğunda, olumlu taraflarına bak ve yoluna devam et! Doğrudur, yanlıştır, bazen doğrudur...
İyi de sağlığının bozulmasından iyi midir!
Rahatlığımla bilinirim ben, olaylar karşısındaki soğuk kanlılığım çoğu insanı hayrete düşürür. Panik anında, yanımdakilerin bağırmasından nefret ederim, susun ki bir düşünelim derim. Acil olan bir iş varsa, süre yetersizse, olduğu kadarı kadar der, elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışırım.
Maddi olaylarla ilgili sinirlendiğim, üzüldüğüm nadirdir. Arabayı çarpınca uykum kaçmaz, çünkü o araba kullanılmak için alınmıştır ve kullanılacaktır. E doğal olarak da kullanıldıkça eskiyecektir! En kötü satılacağı zaman biraz daha düşük fiyata satılır, e arada fark benim stres olmama payım olsun derim.
Bir şeyim kaybolduğunda, saçımı başımı yolup aramam; elbet ortaya çıkar derim. Acil lazımsa da düşünürüm, taşınırım nereye koymuşumdur acaba diye. Bulursam ne ala, bulamazsam da gider yenisini alırım. Genelde de almama gerek kalmadan, bulunur.
Biri bana bağırdığında, sessizliğimi korurum. Karşımdaki elbet sakinleşecektir derim, genelde de sakinleşir. Sinirli insana gülerim, elimde değil. Karşımdaki buna daha çok sinirlenebilir ama bu da benim bir çeşit eğlence anlayışım :)
Ben hiç mi sinirlenmem! Elbette ki sinirlenirim. Sinirlendiğim zaman da, neden sinirlendiğimi anlamaya çalışır, sinirlenmemek için çözüm ararım. Mesela:
Trafikte ters yöne girenlerden nefret ederim ve yol banaysa ve karşıdan araba gelirse yol vermek istemem. Bugün buna çok basit bir çözüm buldum! Ben ters yöne giriyor muyum? Evet :) Hisarüstünde girmediğim ters yön yok. Leventte sola dönüş yasak olsa da, dönüyorum çünkü başka yol bilmiyorum ya da yolumu uzatmak istemiyorum. Kısacası empati kuruyorum :)
Bazen de sinirlendiğim zaman derin nefes alma yöntemimi uyguluyorum. Birine sinirlendiysem, o kişiden uzaklaşıyorum, ortam değiştiriyorum.
Sinirli insan bana itici geliyor ve sinir duygusu da bir o kadar anlamsız. "Ya bir rahatlayın" diyorum kendi kendime...
Stresle baş edemeyenlerdenseniz, gelin benle bir süre takılın da size pratik olarak tiyolar vereyim :)
25 Temmuz 2011 Pazartesi
HOW TO RUN A HALF MARATON
Week 1
- Monday – Rest. Rest is an important part of any training program.
- Tuesday – Run 2 miles easy. Run at an easy “conversational” pace.
- Wednesday – Run 3 miles easy. Run at an easy pace.
- Thursday – Rest or cross train. Rest or engage in a non-running activity.Friday – Run 2 miles easy.
- Saturday – Run 3 miles easy.
- Sunday – Run 4 miles easy.
Week 2
- Monday – Rest. This program uses Monday as a rest day, because Sunday is your longest run of the week. You can adjust this to meet your needs, but take off the day after your longest weekly run.
- Tuesday – Run 4 miles easy. You add a quarter mile to your previous longest run. You will make some additional increases later in the program.
- Wednesday – Run 3 miles easy.
- Thursday – Rest or cross train.
- Friday – Run 4 miles easy.
- Saturday – Run 2 miles easy.
- Sunday – Run 5 miles easy. Another small increase for this workout.
Week 3
- Monday – Rest
- Tuesday – Run 5 miles easy.
- Wednesday – Run 3 miles easy.
- Thursday – Rest or cross train.
- Friday – Run 4 miles easy.
- Saturday – Run 3 miles easy.
- Sunday – Run 6 miles easy. You make another increase in mileage here. Keep your pace easy. You should feel fairly comfortable and be able to carry on a conversation.
- Monday – Rest
- Tuesday – Run 5 miles easy.
- Wednesday – Run 3 miles easy.
- Thursday – Rest or cross train.
- Friday – Run 4 miles easy.
- Saturday – Run 3 miles easy.
- Sunday – Run 7 miles easy. You are running more than half of the ½ marathon now.
Week 5
- Monday – Rest
- Tuesday – Run 5 miles easy.
- Wednesday – Run 3 miles easy.
- Thursday – Rest or cross train.
- Friday – Run 4 miles easy.
- Saturday – Run 3 miles easy.
- Sunday – Run 8 miles easy.
Week 6
- Monday – Rest
- Tuesday – Run 6 miles easy.
- Wednesday – Run 3 miles easy.
- Thursday – Rest or cross train.
- Friday – Run 4 miles easy.
- Saturday – Run 3 miles easy.
- Sunday – Run 9 miles easy.
Week 7
- Monday - Rest
- Tuesday - Run 6 miles easy.
- Wednesday - Run 3 miles easy.
- Thursday - Rest or cross train.
- Friday - Run 4 miles easy.
- Saturday - Run 3 miles easy.
- Sunday - Run 10 miles easy.
Week 8
- Monday - Rest
- Tuesday - Run 6 miles easy.
- Wednesday - Run 3 miles easy.
- Thursday - Rest or cross train.
- Friday - Run 4 miles easy.
- Saturday - Run 3 miles easy.
- Sunday - Run 11 miles easy.
Week 9
- Monday - Rest
- Tuesday - Run 7 miles easy.
- Wednesday - Run 3 miles easy.
- Thursday - Rest or cross train.
- Friday - Run 4 miles easy.
- Saturday - Run 3 miles easy.
- Sunday - Run 12 miles easy.
Week 10
- Monday - Rest
- Tuesday - Run 6 miles easy.
- Wednesday - Run 3 miles easy.
- Thursday - Rest or cross train.
- Friday - Run 4 miles easy.
- Saturday - Run 3 miles easy.
- Sunday - Run 13 miles easy. This will be your longest training run. After this run you will have the fitness and confidence to strongly finish the half marathon. You will begin to reduce your mileage or “taper” for the race, after this workout.
Week 11
- Monday - Rest
- Tuesday - Run 6 miles easy.
- Wednesday - Run 3 miles easy.
- Thursday - Rest or cross train.
- Friday - Run 4 miles easy.
- Saturday - Run 3 miles easy.
- Sunday - Run 6 miles easy.
Week 12
- Monday - Rest
- Tuesday - Run 5 miles easy.
- Wednesday - Run 3 miles easy.
- Thursday - Rest or cross train.
- Friday - Run 2 miles easy.
- Saturday - Rest
- Sunday - RACE DAY. HAVE FUN!!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)